Sümerler ne zaman nerede yaşadı hakkında bilgi yazıyı ilk bulan kim kimler kullanmıştır bulmuştur yazı ne zaman bulundu icat edildi

. .

Sümerler ne zaman nerede yaşadı hakkında bilgi yazıyı ilk bulan kim kimler kullanmıştır bulmuştur yazı ne zaman bulundu icat edildi

ZAMAN İÇİNDE BİLİM
2. 2 milyon 500 bin yıl önce uzmanların Homo Habilisadını verdikleri canlı, insanların ilk atası olarak kabul edilmektedir. Bu canlının en önemli özelliği alet yapma olduğu için ona Homo habilis, yani "becerili insan" adı verilmiştir. Doğada ham madde olarak bulunantaş, dal, kemik, ağaç gibi nesneleri yontarak onlara yeni bir şekil vermişlerdir. Bu basit aletler bugün yaşamımızı kolaylaştıran aletlerin temellerini oluşturmuştur. Atalarımız bu aletlerle; toprağı kazmışlar, topraktan bitki köklerini çıkarmışlar, ince dalları kesmişler ve hayvan kemiklerini parçalamışlardır. Günümüzden 2 milyon 500 bin yıl önce taşları yontarak alet yapma tekniğinin gelişmesi Yontma Taş Çağı'nı başlatmıştır.Homo Habilis
3. İlkel insanlara ait araç gereçler İlk insanlar olan atalarımız günümüzden milyonlarca yıl önce bizlerden çok farklı koşullar altında yaşamlarını sürdürmüşlerdir. İnsanlık yolunda attıkları adıma doğa ile mücadele ederek başlamışlardır. Karınlarını topladıkları bitkiler ve avladıkları hayvanlarla doyurmuşlardır. Avlanarak yaşadıkları için yay ve oku icat etmişler, ağaç dallarından, kayalardan, büyük hayvanların derilerinden ve dişlerinden sığınaklar yaparak kendilerini soğuktan ve yağıştan korumayı öğrenmişlerdir. Daha sonraki aşamalarda ateşi keşfederek yemek yapmayı ve karanlığı aydınlatmayı başarmışlardır. Ateş, ilk insanların ısınma, aydınlanma ve yemeklerini pişirme ihtiyacını karşılamıştır.
4. Duvarlara günümüze kadarulaşan ve yaşantıları hakkında bilgi veren resimler çizmişlerdir. İlerleyen yıllarda çevre koşulla-rının, ihtiyaçların ve zekânın gelişmesi yeni değişimlere yol açmıştır. gözlem ve deneyimlerinin artması onları doğaya bağlı yaşamaktan kurtarmış çevrelerindeki bitkileri ekmeye ve hayvanları evcilleştirerek teknolojiye ve kültürel birikime ulaşmayı başarmışlardır. Tarım toprakları daha çok ovalarda bulunduğundan mağara veya kaya sığı­naklarında yaşayıp uzak topraklarda çalışmanın zorluğunu fark eden insanoğlu yaşadığı coğrafi bölgenin özelliğine göre taş, toprak veya kerpiçten konutlar yapmaya başlamışlardır. Besin üretiminin artması ve ilk yerleşik köy toplumlarının oluşması insanlık tarihinde yeni bir çağın başlangıcını oluşturmuştur.
5. İnsanlar bilgi ve tecrübeleri arttıkça doğaya daha fazla egemen olmaya başlamış, suyun kaldırma kuvvetini bilmeden kayıklar yapmışlardır. Balta, ok, yay, çanak, çömlek gibi aletleri, oyduğu ağaçlardan, yonttuğu taşlardan ve şekillendirdiği topraktan meydana getirmiştir. Yün ve keten lifleri eğrilerek iplik haline getirilmiş bunlarla deri ve posttan daha kullanışlı giyecekler yapmak üzere ilkel kumaşlar dokunmuştur. Bütün bu gelişmeler tarımı etkilemiş, zeytinlikler ve bağlar kurulmuştur. Besin ve el ürünlerinde yaşanan bu artış ticaretin ilk şekli olan değiş tokuşu beraberinde getirmiş, uzak köylerle yapılan ticaret insanlar arasındaki bilgi alışverişini ve kültürel etkileşimi hızlandırmıştır. Demir ve bakır işlemeyi öğrenen insan silahlarını ve tarım aletlerini bu madenden yapmaya başlamış, yerleşmeler arası ticaret ilişkileri daha da hızlanmıştır. Uygarlığın temel taşlarından biri olan tekerleğin icadı ise yeni buluşları beraberinde getirmiştir. İnsanlar her dönemde yeni arayışlarına devam etmiştir. Yerleşik hayata geçişle başlayan uygarlıkların oluşumu bilimsel ve kültürel faaliyetlerin hızla artmasını sağlamıştır. Bu uygarlıkların kuruluş yerleri Anadolu, Akdeniz Havzası, Avrupa ve Afrika olmuştur. Bilim tarihinde ilk uygarlıklar ise Dicle – Fırat, Nil ve İndüs gibi büyük nehirlerin vadilerinden ortaya çıkmıştır. Saban, tekerlekli araba, gemi ve sulama kanalları bu vadilerde yaşayan insanların buluşlarıdır.
6. Mezopotamya'da astronomi ile ilgili kabartmaMezopotamya'da Bilim Dicle ve Fırat nehirleri arasında bulunan Mezopotamya, Asya, Avrupa ve Afrika arasında bir köprü görevi gören sulak ve verimli topraklara sahip bir bölge olması nedeniyle birçok kavmin uğrak yeri olmuştur. Sümerler, Akadlar ve Babiller bu topraklarda uygarlıklarını kurarak bilimsel çalışmaların yapılmasına öncülük etmişlerdir. Sümerler, Mezopotamya medeniyetinin en önemli eserlerini ve çalışmalarını ortaya koymuşlar, Babiller ile birlikte matematiğin gerçek temellerini atmışlardır. Alan ölçümleri ve su kanalları açmak için geometriden yararlanmışlardır. Çemberi 360° dereceye ayırma düşüncesini ortaya koymuşlardır. Uzunluk, alan, hacim ve ağırlık ölçümlerini hesaplayan Sümerler çarpma ve bölme cetvelleri de hazırlamışlardır. Tales, Öklid ve Pisagor'un bildiği birçok geometri teoremleri, Mezopotamya'da yüzyıllar öncesinden kullanılmıştır.
7. Mezopotamya uygarlığı astronomi alanında da oldukça ileri gitmiştir. Sümerler ay ve güneş tutulmalarını hesaplamışlar, bir yılı 360 gün, haftayı da 7 gün olarak belirlemişlerdir. Haftanın 7 gün kabul edilmesi önce Romalılara daha sonra da bütün Avrupa'ya geçmiştir. Sümerlerin mirasçısı olan Babiller de astronomide çok ileri gitmiş, gök cisimlerinin hareketlerini gözlemleyerek tarım için yararlı bir takvim geliştirmişlerdir. Mezopotamyalı bir başka medeniyet olan Asurlular bütün bu birikimleri ticaret yaptıkları Anadolu'ya taşımışlardır. Böylece Anadolu uygarlıklarının da kültürel gelişimine katkı sağlamışlardır. Mezopotamyalılar kendi zamanlarındakine ve kendilerinden sonra yaşamış olan toplumlara farklı alanlardaki bilgilerin ulaşmasını sağlamışlardır. Bu bilgiler Mısır, Çin, Hindistan ve Yunanistan'a kadar ulaşmıştır.
8. Mezopotamya'da sosyal sınıfları gösteren bir minyatür…
9. Bunları Biliyormusunuz?Zigguratlar Sümerlerde tapınaklara Ziggurat denilirdi. Sümerler gökte olduklarına inandıkları tanrılarına yaklaşmak için Zigguratlarınıçok yüksek yaparlardı. 7 katlı olan bu yapıların alt katları tahıl ambarı olarak kullanılır, orta katları ibadete ayrılırdı. Son katında ise rahipler gökyüzünü incelerdi. Bu incelemeler Sümerlerde astronomi biliminin gelişmesini sağlamıştır.En Eski Kütüphane Asur Devleti Hükümdarı Asurbanibal tarafından MÖ. 625 yılında kurulan Ninova Kütüphanesi bilinen en eski kütüphanedir. Bu kütüphanede bulunan çivi yazısıyla yazılmış kil tabletlerden 20 bin kadarı bugün İngiltere'deki British Museum koleksiyonları arasında yer almaktadır.
10. Eski Mısır'da Bilim Eski Mısır'da bilim MÖ. 3000 yıllarında oluşmaya başlamıştır. Mısırlılar, matematik, astronomi, kimya ve tıp bilimlerinde dünya medeniyetine önemli katkılarda bulunmuşlardır. Dünyanın en büyük nehirlerinden biri olan Nil çevresinde yer alan Mısır, kuzeyde deniz, diğer sınırlarında ise çöl ile çevrelenmiştir. Nil Nehri yılda bir kez yatağından çıkarak taşkınlara neden olur, yağmurların dinmesiyle çekilir ve kıyılarda biriken alüvyonlarla verimli topraklara dönüşürdü. Bu nedenle nüfus Nil Nehri kıyısında toplanmıştır. Mısırlılar her yıl Nil Nehri'nintaşmasından sonra tarla sınırlarını tekrar düzenlemek için astronomi ve geometriye önem vermişlerdir. Aynı zamanda Nil deltasında durgun sularda yetişen bir tür kamış olan papirüsü yazı yazmak için kâğıt yerine kullanmışlardır. Bazı papirüsler üzerinde Mısır matematiği ile ilgili işaretler de bulunmuştur. Astronomi de Mısır'da oldukça ilerlemiştir. Kullandıkları takvimde yılı 30'ar günlük 12 aya bölmüşlerdir. Güneş yılı esasına dayanan birtakvim yapmışlardır. Bugün dünyada kullanılan takvim, Mısır takviminin biraz daha geliştirilmiş halidir.
11. Nil Nehri
12. Az kuvvetle çok yük kaldırmayı sağlayan kaldıraç, makara gibi mekanik araçları yapıp kullanmaları ve geometride ileri gitmeleri dünya harikaları arasında sayılan piramitlerin yapılmasını sağlamıştır. Mısırlıların mumyalama geleneği ise onların tıp, kimya ve anatomi alanlarında çok ileri gittiklerine kanıt oluşturmaktadır. Ölümden sonra yaşama inanan Mısırlılar cesedin bütün kısımlarını bozulmadan saklamayı başarmışlardır. Cenazeleri mumyalayan rahipler ise bu sayede insan anatomisi hakkında geniş bilgi sahibi olmuşlardır. Onların önderliğinde hastalıkların teşhis ve tedavisinde yeni yöntemler uygulanmış ve çeşitli ilaçlar geliştirilmiştir. Bazı göz hastalıkları tedavi edilmiş, ameliyatlarda dikiş yöntemleri kullanılmıştır.
13. Bunları Biliyormusunuz?KeopsPiramidiGize'deantik Memfismezar kentinde bulunan üç piramitten biridir. Bugün Mısır'ın başkenti Kahire'nin bir parçasıdır. Dünyanın yedi harikasından biridir. Büyük piramidin içindeki Firavun odasının boyutları, iki temel Pisagor üçgenine eşittir. Oysa piramit Pisagor'dan binlerce yıl önce yapılmıştır. Piramidin çevresi ise bir yıl içindeki gün sayısını (365,24) göstermektedir. Piramidin çevresinin yüksekliği iki katına bölündüğünde ise (pi) sayısının yaklaşık değeri olan 3,14'ü vermektedir.Mumyalama Tekniği Eski Mısırlılar, önemli ölülerini mumyalamışlardır. Cesedin iç organları çıkarılır ve bedenin geri kalanı, doğal sodyum karbonat kristalleriyle sarılarak koruma altına alınırdı. Doğal şeklini kazandırmak için bedenin içi yaprak ya da talaşla doldurulurdu. Son olarak, mumyalanmış beden ketenle sarılırdı.
14. Anadolu’da Bilim Anadolu medeniyetleri kendilerinden önce gelen Mısır ve Mezopotamya medeniyetlerinden etkilenmişlerdir. Bu medeniyetlerden birisi olan İyonyalılar ticaret yoluyla elde ettikleri zenginlik ile birlikte bilimsel çalışmalara da önem vermişlerdir. Özellikle felsefe, matematik ve tıp alanlarında çok ileri gitmişlerdir. Tales ve Pisagor İyonya’dayaşamış matematik ve geometri ile ilgili çalışmalarıyla tanınan bilim insanlarıdır. Tales, MÖ. 585 yılında olan Güneş tutulmasını, önceden haber vermiş, eşit açılı üçgenlerin kenarlarının orantılı olduğunu ve ikizkenar üçgenlerin tabanlarının eşit olduğunu söylemiştir. Bu tespitinden yola çıkarak piramidin gölgesiyle yüksekliğinin ölçülebileceğini kanıtlamıştır. Diğer matematikçi Pisagor ise matematik ve geometriye ait bazı kurallar bulmuştur.Friglerise tarımda verimi artırmak için bilimsel metodlarkullanmışlar, sulama kanalları inşa etmişlerdir.
15. Biliyor musunuz?Anadolu medeniyetlerin- den Hititler tarihte ilk kez iki tekerlekli savaş arabasını yapmışlardır.ArşimetPisagorArşimet Arşimet MÖ. 287 – 212 yıllarında yaşamış Yunanlı matematikçi, fizikçi, astronom ve filozoftur. Suyun kaldırma kuvvetini bulması bilime en çok bilinen katkısıdır. Kendi adıyla tanınan Sıvıların Dengesi Kanunu, doğada tesadüflere yer olmadığını her zaman aynı koşullarda aynı sonuçlara ulaşılacağını göstermiştir. Arşimet 23 yüz yıl önce modern bilimsel yönteme çok yakın bir anlayışla bu günde geçerli olan Statik ve Hidrostatik kanunlarını bulmuştur.Tales
16. Çin'de Bilim Bilim ve teknolojinin gelişmesi­ne katkısı olan diğer bir medeniyet Çin'dir. Komşuları olan Türkler ve Hintliler Çinlilerle etkileşim içine girmişlerdir. İnsanlık tarihine en önemli katkıları kâğıt, barut ve matbaa ile olmuştur. Kâğıt ve barut daha sonra Müslümanlar aracılığı ile Avrupa'ya geçmiştir. Çinliler barutu ateşli silahlarda değil, törenlerde havai fişek gösterileri için kullanmışlardır. Takvimi Türklerden almışlar, Hintlilerden ise matematik konusunda yararlanmışlardır. İşlem yapmayı kolaylaştıran abaküs ve çarpım cetveli gibi bazı basit aletleri de kullanmışlardır. Astronomi alanında da oldukça ilerleyen Çinliler, kuyruklu yıldızlar, kutup yıldızları ve sabit yıldızlar hakkında da ayrıntılı bilgiler elde etmişlerdir. Çinliler hastalıkların tedavisinde doğal yöntemler kullanmışlardır. Günümüzde de yaygın olarak kullanılan masaj ve akupunktur onlardan kalan bir mirastır. Türk istilalarından korunmak için yaptıklarıÇin Şeddi ise dünya harikaları arasında yerini almaktadır.
17. Hindistan'da Bilim Hindistan'da tıp, matematik ve astronomi alanlarında bilimsel çalışmalar yapılmıştır. On tabanlı sayı sistemini kullanarak aritmetikte önemli bir gelişme kat etmişlerdir. Cisimlerin atomlardan oluştuğunu ve atomun bölünemez en küçük parça olduğunu kabul etmişlerdir. Astronomi alanında da ay ve güneş tutulmaları hakkında bilgi vermişlerdir. Tıp alanında beden ve zihnin kontrol altında tutulmasını gerektiren yoga ile sağlıklı kalabilme yöntemini uygulamışlardır. Bilgi birikimleri daha sonra Yunan ve İslam dünyasındaki gelişmeleri de etkilemiştir.
18. YAZI İLE GELEN UYGARLIK Uygarlığın temelleri yazının bulunması ile atılmıştır. Yazının bulunması bilimsel ve teknolojik gelişmelere öncülük eden en önemli buluş olmuştur. Yazı, toplumlar arası kültürel alışverişi hızlandırmış, bilgi birikiminin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlamıştır.
19. çivi yazısı Yazıyı bulan ilk toplum Sümerlerdir. Sümerlerderahipler tapınaklarda devlet için saklanan tahıl fazlasının ve diğer ürünlerin defterini tutmak zorundaydılar. Bu ürünler resim ve semboller kullanılarak belirtilmekteydi. Kil üzerine üçgen uçlu bir kamışla, sonraları maden uçlarla yazılmıştır. İşaretleri çiviye benzediğinden modern araştırmacılar tarafından çivi yazısı denilen bu yazı MÖ. 3200‘ lerde icat edildi. Bu yazıyı Mezopotamyalı tüccar bir uygarlık olan Asurlular ticaret yaptıkları Anadolu uygarlıklarına aktarmışlardır. Asur kralı Asurbanibaltarafından Ninova'daki saray kitaplığı bilim insanlarına Mezopotamya yazısının örneklerini ve Mezopotamya uygarlığı hakkında geniş bilgiler vermiştir. Asurbanibal hükümdarlığı sırasında her türlü çivi yazısı metinlerden büyük bir kütüphane oluşturmuştur. Bu kütüphanede Yaradılış Destanı ve GılgamışDestanı gibi önemli edebiyat yapıtları da bulunmaktadır. Hükümdar ailelerinin listesi ve tarihi öyküler o dönemin edebi yapıtları arasında yer almıştır. Zaferlerden ve savaşlardan bahseden destanlar uygarlığın geçmişi hakkında bir belge niteliği taşımaktadır.
20. Hiyeroglif yazısı İlk Çağda Mısırlılar da kendilerine özgü hiyeroglif (resim) yazısını kullanmışlardır. Fenikeliler bundan esinlenerek harf yazısını oluşturmuşlar ve günümüzde kullandığımız alfabenin temelini atmışlardır. Fenikelilerin ticari ilişkiler kurduğu Yunanlılar ve İyonlar bu alfabeyi geliştirerek sesli harfler eklemişler ve son hâli olan Latin Alfabesi'ni ise Romalılar meydana getirmiştir.Hiyeroglif YazısıMÖ 450 yılından kalma Yunan Yazısı
21. AlfabeModern alfabe, MÖ. 1300 yıllarında Fenikeliler tarafından icat edildi. Fenike alfabesi kendi dillerindeki bütün sesleri temsil eden 22 sessiz harften oluşuyordu. MÖ. 800'lerde Yunanlılar, bazı sessizleri seslilerle değiştirerek ve noktalama işaretleri ekleyerek bu alfabeyi geliştirdiler. Yunanlılar harflerden oluşan bu diziye Yunanca'nın ilk iki harfi olan "alfa" ve "beta" harflerinden esinlenerek alfabe adını verdiler. MÖ. 400 yıllarında Yunan alfabesinden esinlenen Romalılar ise 19 harfli bir alfabe icat ettiler. Bu alfabeye daha sonraları yedi harf daha eklendi. Bu alfabe '' bugün hala kullandığımız alfabedir.Biliyor musunuz? Yunan alfabesinin ilk hali aynı zamanda "topraktaki saban izleri" olarak da tanımlanırdı. Sağdan sola yazılırdı ve takip eden satır, soldan sağa devam ederdi. Her satır, bir öncekinin tersi yönde yazılarak devam ederdi.
22. İLK YAZIDAN GÜNÜMÜZE Tarih öncesinde toplumlarda az nüfuslu yerleşim birimleri vardı. Zamanla nüfusun artması ve kent devletlerinin ortaya çıkması ile bir arada yaşayan insanlar arasında sözlü kurallar yeterli olmamaya başladı. İnsanlar tapınak duvarlarına kentte uyulması gereken kuralları yazdılar. İhtiyaçlar arttıkça yazıya duyulan gereksinim de arttı. Ticari ilişkileri düzenlemek, devletler arası anlaşmaları imzalamak, devlet ile ilgili resmi kayıtları tutmak, toplumsal sözleşmeleri yapmak, tanrılar ve devlet ileri gelenleri hakkında hikâye, ilahi, şiirler yazarak edebi eserler oluşturmak gibi durumlarda yazıyı kullandılar. Bu şekilde harflerin ve yazının icadı insanlara fikirlerin ve bilginin daha rahat paylaşılabileceği bir ortam yarattı. Bu paylaşım 1450 yılında Johannes Guttenberg'inhareketli metal matbaa harfi bulunan matbaayı icat etmesiyle en yüksek seviyeye ulaştı. Daha önce elle yazıldığı için oldukça pahalı olan ve nadir bulunan kitaplar büyük bir hızla çoğaltıldı. Kitapların fiyatının düşüp farklı dillere çevrilmesi tüm insanların kitaba ulaşabilmesini sağladı.
23. Biliyor musunuz? Tarih Yazıcılığı Anadolu uygarlıklarından olan Hititler tanrılarına hesap vermek için yıllıklar tutmuşlardı. Anal adı verilen bu yıllıklar sayesinde tarih yazıcılığını başlattılar. Bu anallara zaferleri, yenilgileri, devlet yönetimi gibi tüm yıl boyunca yaşadıkları her olayı kaydettiler.Matbaadan Önce Arşimet'in MÖ. 3. yüzyılda kaleme aldığı metinler, MS. 10. yüzyılda bir el yazı ustası tarafından yağlı parşömen kâğıtlarına temize geçirilmişti. Bu olaydan iki veya üç yüzyıl sonra bir keşiş, el yazmalarını içeren orijinal kâğıtları yeniden kullanıma geçirdi. O dönemde yağlı keçi derisinden yapılan kâğıtların üretimi çok pahalı olduğundan, ölen bir kişinin ardından el yazmaları silinip, kâğıtlar yeniden kullanılıyordu.
24. Biliyor musunuz? Tarihteki İlk Yazılı Antlaşma Konuşma dilini, yazı diline çevirmeyi başaran Sümerler, düşünceyi ve tarihi gelecek kuşaklara bırakma sırrını bulmuş oldular. Sümer, Babil ve Hitit gibi uygarlıklar, kil tablet üzerine yazarlardı. Harflerin biçimi, çiviye benzediği için, bu yazıya çivi yazısı adı verildi. Resimdeki gördüğünüz çivi yazısına yansıyan konu, tarihteki ilk yazılı antlaşmadır. Kades Antlaşması olarak bilinen bu antlaşma Mısırlılar ile Hititler arasında yapılmıştır.
25. Biliyor musunuz? Osmanlı yurttaşı İbrahim Müteferrika ve Mehmet Çelebi'nin oğlu Sait Efendi'ye, 1726 yılında Türkçe baskı yapacak bir basımevi kurma izni verildi. Bu izin, el yazmacıların ve bu işten çıkarı olanların protestolarına yol açtıysa da dönemin SultanıIII. Ahmet ile "Lâle Devri"nin ünlü yenilikçi Sadrazamı Nevşe-hirli Damat İbrahim Paşa, bu kesimlerin yoğun direnişlerine karşı koydular ve basımevinin kurulmasını desteklediler. Böylece Osmanlı ülkesinde, Müslüman Osmanlı yurttaşlarının sahibi olduğu ilk basımevi, dinî yayınlar basmama koşuluyla 16 Aralık 1727 günü çalışmaya başladı. Bundan iki ay sonra da Vankulu Lügati adıyla ilk kitap basıldı.
26. Günlük Yaşamla Bağlantı Günümüzde yaygın olarak kullanılan Latin Alfabesi, Atatürk inkılâbının bir sonucuolarak ülkemize gelmiştir. Laikve modern bir devlet haline gelen Türkiye halen Arap harflerini kullanmaktaydı. Arap harflerinin okunması ve anlaşılması çok güç olduğundan halk anlamakta güçlük çekiyordu ve bu nedenle okuma yazma oranı da oldukça düşüktü. Batılı ülkeler ile olan kültürel etkileşimi de hızlandırmak amacıyla 3 Kasım 1928'de Latin harfleri kabul edildi. Arap harflerinin kullanılmasını yasaklayan bir kanun çıkarıldı. Bu sayede Türkiye, halka yeni yazıyı okuyup yazmayı öğreten, kara tahta ve sehpalarla donatılmış bütün aydınlarıyla bir ders odasına döndü.
27. TÜRK VE İSLAM BİLGİNLERİ İslam dünyası bilimsel çalışmalarıyla özgün ve orjinal fikirler üreten bir çok insan yetiştirmiştir. Müslümanlar özellikle Abbasiler döneminde birçok eseri çevirerek bilim ve felsefe alanlarında ilerleme göstermişlerdir. Fetihler ve ticari ilişkilerin gelişmesi ile Müslümanlar, Yunan ve İran medeniyetleri ile de ilgilenmişlerdir. Yunanca, Farsça, Hintçe gibi dillerden Arapça'ya çevrilen çeşitli kitaplar İslam dünyasında farklı düşünce ve bilim anlayışının gelişmesini sağlamıştır.Müslüman bilim insanları Eski Yunanistan'ın matematik, fizik, tıp, kimya ve astronomi bilimlerini geliştirmişlerdir. Logaritma, cebir gibi bilim kollarının Avrupa'ya geçmesini sağlamışlardır. İslamiyet i kabul eden toplumlardan olan Türkler de bilim dünyasına önemli katkılarda bulunmuşlardır. Tıp, astronomi, matematik ve felsefe gibi bilim dallarında önemli eserler vermişlerdir. Sultan Alparslan Döneminde Bağdat'ta vezir Nizam-ül Mülk tarafından açılan Nizamiye Medresesi İslam Dünyasına hizmet etmiş, ilim insanları yetiştirmiştir. Türk İslam devletlerinde yetişen ünlü bilim insanlarından bazılarını görelim…
28. FARABİÜnlü Türk filozofu olan Farabi, Yunan filozofu Aristo'nun tüm fikirlerini çok iyi açıkladığı için "Muallimi Sâni" lakabı ile tanınmıştır. Felsefe, psikoloji, matematik, fizik, siyaset ve astronomi alanlarında yaklaşık 160 eser vermiştir.MERCEK ALTINDA Bilim Evi Bağdat, Abbasi Devleti'nin başkenti ve aynı zamanda bir kültür merkezi olmuştur. 850 yılında Abbasi Halifesi El -Me'mun burada bir bilim akademisi kurmuş, buraya Beytül-Hikme yani Bilim Evi adı verilmiştir. Bilim Evi'nde rasathane, genel kitaplık ve bir çeviri kurulu bulunmaktaydı. Bilim Evi'nin en önemli görevi, dönemin ünlü astronomlarını, matematikçilerini ve hekimlerini bir araya getirmek ve özellikle Eski Yunan filozoflarının önemli eserlerini Yunancadan Arapçaya çevirmekti.
29. BİLİYOR MUSUNUZ? Tıp'ta Kanunİbni Sina'nın Kanun adlı tıp kitabı XV. yüzyılın sonlarında, biri Arapça, on beşi Latince olmak üzere 16 baskı yapılmıştır. 17. ve 18. yüzyıllar boyunca kaynak kitap olarak kullanılmaya devam etmiş böylece tüm tıp kitaplarının en yaygın olma unvanını kazanmıştır. Günümüzde hâlâ tıp fakültelerinin tıp tarihi bölümlerinde okutulmaktadır. İBN-İ SİNAİbn-i Sina özellikle felsefe ve tıbbi düşünceleriyle tanınmıştır. Geometri, mantık, fıkıh, tıp, doğa bilim üzerine çalışmalar yapmıştır. Çağında tanınan bütün Yunan filozoflarının ve Anadolu doğacılarının yapıtlarını incelemiştir. Çeşitli alanlarda 270 eser vermiştir. Kanun-u Fi't Tıp Kitab'-üş Şifâ, Hikme-i Ala eserlerinden bazılarıdır. Tıp ile ilgili en tanınmış eseri Tıpta Kanun'dur.
30. BİRUNİ Matematik, fizik ve coğrafya alanındaki çalışmalarıyla tanınmıştır. En önemli eserleri Kanun-u Mes'udi, El – Asar – il Bakiye ve Hint Tarihi'dir. Yapıtları birçok Batı diline çevrilmiştir. Dünyanın durağan değil, dönen bir kütle olduğunu ileri sürmüş ve "Camahir fi Marifet'il Cevahir (Cevherlerin Özellikleri Üstüne)" adlı yapıtında, 23 katı cismin ve 6 sıvının özgül ağırlıklarını bugünkü değerlerine çok yakın olarak saptamıştır.İBN-İ HALDUNlbn-i Haldun düşünce tarihinde önemli bir yeri olan bilgindir. En önemli eserlerinden biri olan “Mukaddime”'de bütün bilimlerin doğa bilimleri gibi bir bilim olduğunu savunmuştur. Tarih felsefesi, ekonomi, siyaset ve sosyoloji gibi bilim dallan onun sayesinde ayrı bilimler olarak gelişmeye başlamıştır. Bu konuda Batı'ya öncülük etmiştir. Eseri Paris'te ve Kahire'de bastırılmıştır. Düşünceleri ile Avrupa'da büyük etki yaratmıştır. Sosyolojinin babası kabul edilmektedir.
31. HAREZMİHarezmi, matematik, gökbilimi ve coğrafya alanlarında çalışmış ünlü Türk bilginidir. Matematik alanındaki çalışmaları cebirin temelini oluşturmuştur. Harezmi'nin bu konuda yazdığı kitabı Latince'ye çevrilmiştir ve bu sayede Batılı matematikçiler romen rakamları ve harf sistemi yerine on tabanlı sistemi öğrenmişlerdir. Hesabül Cebir, vel-Mukabele adlı kitabı matematik tarihinde birinci ve ikinci dereceden denklemlerin sistematik çözümlerinin yer aldığı ilk eserdir. Bu nedenle Harezmi "Cebirin Babası" olarak tanınmıştır. BATTANİBattani, astronomi ve matematik alanlarında önemli çalışmalar yapmıştır. Güneş yılını en son bulgulara göre 365 gün, 5 saat, 46 dakika ve 24 saniye olarak doğru belirlemiştir. Hem astronomi hem de trigonometrideki özgün buluşları bu bilimlerin gelişmesine büyük yarar sağlamıştır.
32. ÖMER HAYYAM Ömer Hayyam şair, filozof, matematikçi ve astronomdur. Şiirlerindeki eğlence düşkünlüğünün belirgin olması nedeniyle rubaileri ile ünlenmiştir. Matematikte binom açılımını ilk kullanan kişidir. Zamanında bir bilgin olarak ün kazanan Hayyam, Iran ve doğu edebiyatında rubai türünün kurucusu sayılmıştır. ULUĞ BEY Ünlü Türk bilim insanı Uluğ Bey zamanında, 15. yüzyılda, İslam dünyasındaki matematik ve astronomi bilimleri büyük gelişme göstermiştir. Kendi başkanlığında Ali Kuşçu'nun da içinde bulunduğu matematik ve astronomi bilginleri ile bilimsel araştırmalar yapmak için bir kurul oluşturmuştur. Semerkant'da gözlem evi ve medrese yaptırmış, gözlem evinde yapılan gözlemleri ve sonuçları "Zici" adı verilen eserinde toplamıştır.
33. Biliyor musunuz? Selçuklu devrinde bir rasathane kurularak araştırmalar yapılmış Ömer Hayyam, Ebu-I Muzaffer isfizari gibi bilginler “Takvim-i Melikşahi" denilen bir takvim düzenlemişlerdir. Bu takvim bugün kullanılan Gregorien takviminden daha doğru hesaplara dayanmaktadır. Sevgiyle… Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada Cennetin cehennemin üstündesin Bir sır daha var, çözdüklerimden başka Bir ışık daha var, bu ışıklardan başka Hiçbir yaptığınla yetinme geç öteye!Birşey daha var, bütün bu yaptıklarından başka Ömer Hayyam
35. 4. DEĞİŞİM ve GELİŞİMBilim; insanoğlunun hayatı boyunca sürekli yenilikler öğrenmesini sağlar. Bilim adamları sürekli yenilikler yaparak bizlere yeni bilgiler üretirler.İnsanoğlu var olduğundan beri evreni merak etmiştir. Merak insanları araştırma yapmaya yöneltmiştir.Tarih içerisinde merak duygusuna sahip olan insanların düşüncelerini ifade etmeleri zaman zaman kısıtlanmıştır. Özgür düşünce ortamı olmasa da bilim adamları araştırmalarını yapmaya devam etmiştir.Orta Çağ Avrupa’sında bilimin gelişmesi engellenmiş; ancak 11. yy.da Avrupalılar Haçlı Seferleri sırasında Müslümanlardan birçok buluşu öğrenmişlerdir.
36. Reform’dan önce Kilise bilimsel düşünce üzerinde oldukça etkiliydi. Avrupa’da okuma yazma bilen yalnızca Kilise adamlarıydı. Halkın okuma ve yazma oranı çok düşüktü. Kilise adamları çeviriler yapıyor ve başkalarının bilimsel çalışmaları, kuramları kabul edilmiyordu. Arapça bilgiler, din adamları tarafından Latinceye çevriliyordu. Örneğin;Usturlab: Yıldızların yüksekliklerini belirleyen, zaman ve yön tayini yapan alettir.Usturlab kitapçığını da Latinceye çeviren din adamıdır (10. yy).
37. 11. yy.ın sonlarından başlayarak çok sayıda Eski Yunan, Roma ve Arap yapıtı Müslüman İspanya yoluyla Kuzey Avrupa’ya ulaştı. Din adamları bu ki­taplarda yer alan bilgilerin insanlar tarafından kabul edileceğinden korktular. Ancak zaman içinde bu öğretiler Kilise tarafından kabul edildi.Öğrendikleri buluşları geliştirmeleri sonucunda Avrupa, bilimsel ve teknolojik açıdan ileri seviyeye ulaşmıştı. Pusulanın, matbaanın, kâğıdın öğrenilmesi gibi.
38. 16. yy.dan sonra Avrupa’da özgür düşünce ortamı gelişti.Bu dönemde Osmanlı Devleti’nde de bilimsel gelişmeler desteklenmiştir.Ülkemizde de bilimsel, sanatsal gelişmeler desteklenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda bu konuyla ilgili Bilim ve Sanat Hürriyeti hakkında madde yer almaktadır.
39. Ülkemizde bilimin gelişmesini sağlayan kuruluş olan TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) Eylül 1993′te kurulmuştur.TÜBA'nın Kuruluş AmacıAraştırmaları, bilimci kişiliği, araştırmacılığı özendirmek,Bu alanda emeği geçenleri onurlandırmak,Gençleri bilim ve araştırma alanına yöneltmek,Türkiye’deki bilimcilerin ve araştırmacıların toplumsal statülerinin korunması, yükseltilmesini sağlamak,Bilim araştırmalarının uluslararası düzeye çıkartılmasına yardım etmektir.
40. TÜBA'nın GörevleriBilimsel konularda ve bilimsel önceliklerin saptanması amacıyla incelemeler ve danışmanlık yapmakToplumda bilimsel yaklaşım ve düşüncenin yayılmasını sağlamakHükümete, Türk bilimcileri hakkında yaşam düzeyleri, gelirleri, ayrıcalıklarına ilişkin mevzuat değişikliklerini önermekBilimin ülke kamuoyuna öneminin kabulünü sağlamak, bilim adamlığına özendirmek
41. ÖRNEK Ülkemizde bilimsel, sanatsal gelişmeler desteklenmektedir. Ülkemizde bilimin gelişmesini sağlayan kuruluş aşağıdakilerden hangisidir? A) UNESCO B) UNICEF C) TÜBA D) IMFÇÖZÜM Ülkemizde bilimin gelişmesini sağlayan kuruluş TÜBA'dır. Türkiye Bilimler Akademisi bu amaçla 1993 yılında kurulmuştur.Doğru cevap "C" seçeneğidir
42. ÖRNEK Osmanlı Devleti Yükselme Dönemi'nde, Fatih tarafından Sahn-ı Seman Medresesi inşa ettirilmiş; bu kurumda fıkıh, kelam, hadis gibi derslerin yanı sıra matematik, tıp, felsefe gibi bilimler ders olarak okutulmuştur. Buna göre; I. Medreselerin birer eğitim kurumu olduğuII. Pozitif ve dini bilimlerin birlikte okutulduğuIII. Kuruluş Dönemi'ndeki eğitim seviyesinin yakalanmasına çalışıldığıyargılarından hangilerine ulaşılabilir? A) Yalnız I B) I ve II C) I ve III D) II veIII ÇÖZÜMYükselme Dönemi'ndeki eğitim sisteminde medreselerin önemli birer eğitim kurumu olduğunu; medreselerde dini bilimlerle, pozitif bilimlere ağırlık verildiğini söyleyebiliriz. Ancak verilen bilgilerden Yükselme Dönemi'nde, Kuruluş Dönemi'ndeki eğitim seviyesinin yakalanmasına çalışıldığına dair bir yargıya ulaşamıyoruz.Doğru cevap "B" seçeneğidir.
43. Rönesans 15. yy. sonu ve 16. yy. başlarında Avrupa'da ede­biyat, güzel sanatlar (resim, heykel, mimarlık) ve bilim alanında görülen yeniliklere denir. Kelime anlamı *Yeniden Doğuş* tur. Rönesans'ın NedenleriKâğıt ve matbaanın etkisi ile okuma yazmanın gelişmesi, bilgi ve kültürün artmasıCoğrafi keşifler sonunda; güzel sanatlara merak saran zengin bir sınıfın oluşmasıİstanbul'un fethinden sonra İtalya'ya giden bilginlerin eski Yunancayı ve eserleri öğretmeleriDoğaya, güzel sanatlara, edebiyata, bilimsel gelişmelere ilginin artması
44. Rönesans'ın İtalya'da Başlama Nedenleriİtalya'nın eski Yunan ve Roma medeniyetlerinin merkezi olmasıİtalya'nın islâm medeniyetlerine yakın olmasıİtalya'nın şehir devletleri şeklinde örgütlenmesiİtalya'da özgür düşünce ortamının var olmasıİtalyan şehir devletlerinin deniz ticaretiyle zenginleşmesi
45. Rönesans'ın SonuçlarıSkolastik görüş (Kilise'nin dar görüşü) yıkılmıştır. Yerine pozitif düşünce hakim olmuştur.Reform hareketlerine zemin hazırlanmıştır.Bilimsel ve teknik alandaki gelişmeler hızlanmıştır.Avrupa'da sanattan zevk alan aydın (mesen) sınıf ve halk sınıfı oluşmuştur.Hümanizm akımı ortaya çıkmıştır (insana ve insan aklına önem veren bir bilim alanıdır).Hümanistler, insan sevgisine öncelik veren yeni eserler oluşturdular.
46. 7. Bramantve Mikelanjdönemin en ünlü mimarlarıdır. Ressamlar eserlerinde insan vücudunun gü­zelliğini ön plana çıkardılar. Leonardo daVinci ve Mikelanjölmez eserler bıraktılar. Donatellove Gibertdaha çok İsa, Meryem heykelleri yaptılar.8. Rönesans hareketleri diğer Avrupa ülkelerini de etkilemiştir.9. Fransa'da krallar Rönesans'a destek verdi. Mimari alanda PiyerLeskoönemli Rönesans sanatçılarıdır.10.Almanya'da edebiyat ve resim alanında etkili oldu. Martin Luther ve Erasmus dinsel konuları incelediler. Albert Dürer dini tablolar yaptı.11.İspanya'da yine edebiyat alanında Cervantes önemli eserler yaptı.12.İngiltere'de edebiyat alanında Shakespeare ünlü eserler yapmışlardır.
48. DANTEHümanizm’in kurucusu; Dante, Mayıs 1265'te Floransa'da doğmuştur.Babasının ölümünden bir yıl sonra Flo-ransa'nın önde gelen aşk şairlerinden biri olarak üne kavuşmuştur. Daha sonra yoğun felsefe çalışmalarına başlayan şair, felsefi konularda şiirler yazmıştır. 1308'de İlahi Komedya adlı eserini yazmaya başlamıştır.DanteÖzgün adı Comedia (Komedya) olan bu yapıta "ilahi" adı Rönesans döneminde eklenmiştir. İlahi Komedya Dante'nin cennete, cehennem ve arafa yaptığı hayali bir seyahatin öyküsüdür. Burada verdiği bilgilere göre Yer evrenin merkezinde ve hareketsizdir. Yerin etrafında sırasıyla, Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter ve Satürn'ün küreleri bulunur. Küreler meleklerin yardımı ile hareket eder. Yazar 1321 yılında Rovenna'da ölmüştür.Machiavelli 1513'te “Prens” adlı eserini yayınlayan Machiavelli hümanist bir hukukçudur. Devletin çıkarlarını herşeyden üstün gören ve devleti dinin etkisinden kurtarmayı ileri süren düşüncesi ile ilk laik düşüncenin temellerini atmıştır.
49. Hümanizm akımının etkisiyle edebiyat, resim, heykel ve mimari alanlarda önemli gelişmeler yaşandı. Çünkü insanlar hümanizm akımı ile Orta Çağın baskısından ve kısıtlayıcılığından kurtulmuş oldu. İnsana değer veren ve onu evrenin merkezine koyan bu anlayış dinden bağımsız bir kültür kurmayı insan ve dünya ile özgün bir düşünce yaratmayı hedefliyordu. Bu akımı takip eden edebiyatçılardan Petrork, Dante ve Bocacio İtalya' nın ilk hümanistleri olmuşlardır.BOCACİO
50. Mercek Altında Türk HümanistlerAydınlanmaya katkı sağlayan ve hümanizmi benimseyen Türk düşünürler arasında Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlana önemli isimlerdir. Bu düşünürler eserlerinde insan sevgisini temel almış dil, din, ırk ayrımı gözetmeden tüm insanları sevme fikrini benimsemişlerdir.Yunus Emre
51. ÖRNEK Rönesans, 15. ve 16. yy.larda önce İtalya'da başlayan daha sonra Avrupa'ya yayılan edebiyat, sanat ve bilim alanındaki yenilik hareketleridir. Rönesans Hareketleri'nin İtalya'da başlamasının aşağıdaki nedenlerinden hangisinin, İtalya'nın çevre kültürlerden etkilenmesinde doğrudan rol oynadığı söylenemez?Coğrafi konumuÖnemli ticaret yolları üzerinde olmasıŞehir devletleri biçiminde örgütlenmesiİslam medeniyetine komşu olmasıÇÖZÜM İtalya, coğrafi konum itibari ile Akdeniz'in ortasında, önemli ticaret yolları üzerinde ve islam kültüründen etkilenecek bir konumdadır. Bu durum çevre kültürlerden etkilenmesinde başlıca etkendir. Ancak İtalya'nın şehir devletleri biçiminde örgütlenmesi, ülkenin siyasi yapısıyla ilgilidir.Doğru cevap "C" seçeneğidir.
52. Reform 16.y.y.da Avrupa'da Katolik Kilisesi'nde yapılan düzenlemelerdir. Almanya'da başlamış ve daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştır. Reformun Nedenleri1. Katolik Kilisesi'nin bozulması, din adam-larının Kilise imkanlarını kendi çıkarları için kullanmaları,2. Endülijans, afaroz sorunları (din adamla-rının halkı ekonomik yönden sömürmesi) para karşılığında günahların affedilmesi, cennetten toprak satılması3. Matbaanın yaygınlaşması,4. Rönesans'ın etkisi ile özgür düşünce ortamının oluşması,5. Kilise'nin mallarının artmasıyla halkın bu duruma tepki göstermesi,Bir Katolik Kilisesi
53. 6. Reform hareketleri, Almanya'da Martin Luther tarafından başlatıldı. Martin Luther, Katolik Kilisesi uygulamalarına karşı: "Tanrı ile kul arasına kimsenin giremeyeceğini, kişinin günahlarının ancak Tanrı tarafından affedileceği" şeklindeki görüşlerini bildirgesinde açıkladı. Bunun üzerine Papa, Luther'iafaroz etti. Luther'in düşünceleri geniş kitleler tarafından benimsendi. Alman imparatoru Şarlken, Luther ve taraftarlarını 1529'da protesto ettiği için Almanya'da yeni oluşan bu mezhebe Protestanlık adı verilir.7. Fransa'da Reform hareketlerini başlatan Calven'dir. 1598 yılında Calvenizmve diğer mezhepler Fransa'da serbest bırakılmıştır.8. İngiltere'de ise Reform hareketleri devlet tarafından başlatılmıştır. Kral 8. Henry Katolik Kilisesi'nden ayrılarak Anglikanizm mezhebini kurmuştur.Anglikanizm
54. Biliyor musunuz?İngiltere'de Kral 8. Henry' nin Katolik kilisesinden ayrılıp Anglikan kilisesini kurmasının nedeni eşinden boşanıp sevgilisi Anne Boleny ile evlenmekti. Katolik kilisesi boşanmayı yasakladığı için kral danışmanı Kardinal Wolsey'in önerisiyle Katolik kilisesinden ayrıldığını bildirdi. Kral 8. Henry
55. MARTİN LUTHER Almanya'nın Eisleben kentinde doğan Martin Luther, Erfurt Üniversitesi'nde okudu. 21 yaşındayken manastıra girip ilahiyat eğitimine başladı ve aynı yıl rahip oldu. Ertesi yıl Wittenberg Üniversitesi'nde doktorasını tamamlayarak ders vermeye başladı. O günlerde Roma'nın görevlendirdiği bir keşiş Wittenberg civarında endülijans satıyordu. Luther, manastırdaki günlerinden beri sorguladığı bu uygulamaya karşı bir eleştiri yazdı. Endüljans uygulaması hakkında bir tartışma başlatmak niyetiyle 31 Ekim 1517 günü, o dönemde üniversitenin bülten panosu sayılabilecek Wittenberg Kale Kilisesinin kapısına 95 maddelik tezini astı. Kilise tarafından aforoz edildi. Fakat endülijans satışlarının düşmesini sağladı.
56. Reformun SonuçlarıKatolik Kilisesi kendini yenilemek zorunda kaldı.Din adamlarına duyulan güven azaldı.Eğitim ve öğretim Kilise'nin elinden alınarak laik eğitim sistemi kuruldu.Mezhep savaşları çıkması nedeniyle Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki ilerleyişi kolaylaştı.Avrupa'da mezhep birliği bozuldu.Protestanlık, Calvenizm, Anglikanizm gibi yeni mezhepler ortaya çıktı.Katolik Kilisesi'nden ayrılan ülkelerde Kilise'nin mallarına el konuldu. Toprakları elinden alınan Kilise büyük güç kaybına uğradı.
57. UYARIReform Hareketleri, Ortodoks Kilisesi üzerinde etkili olmamıştır. Bu durumun sebebi; Ortodoks Kilisesi’ninOrtodoks Kilisesi’ni tasvir eden bir resimTürklerin kontrolünde olması ve Türklerin Ortodokslara inanç serbestliği tanımasıdır.
58. ÖRNEK Avrupa'da Katolik Kilisesi'nin bozulması ve dini amaçlardan uzaklaşması üzerine ilk olarak Almanya'da Reform hareketleri başlamıştır. Almanya'daki Reform hareketleri tüm Avrupa'yı etkilemesine rağmen Osmanlı topraklarında yaşayan Hristiyanların bu hareketlerden etkilenmediği görülmektedir. Osmanlı Devleti'nde yaşayan Hristiyanların Reform hareketlerinden etkilenmemesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?Osmanlı Devleti'nin Hristiyan halka inanç serbestliği tanımasıOsmanlı Devleti'nin dış gelişmelere kapalı kalmasıOsmanlı Devleti'nde yaşayan Hristiyanların Osmanlı yönetiminden çekinmesiOsmanlı Devleti'nin Hristiyanları baskı altında tutmasıÇÖZÜM Osmanlı Devleti'nde yaşayan Hristiyanların Reform hareketlerinden etkilenmemesinin sebebi Osmanlı Devleti'nin Hristiyanlara tanıdığı inanç serbestliğidir.Doğru cevap "A " seçeneğidir.
59. ÖRNEK Avrupa'da Rönesans ve Reform hareketleri sonuçlandıktan sonra görülen bazı değişiklikler şunlardır: I. Basılı kitap ve yayınların çoğalmasıII. Ressam, heykeltraş ve müzisyenlerin konu seçimlerinde serbest hareket etmesi III.Laik eğitim sistemine geçilmesi IV. Kilise'nin mallarına ve topraklarına el konması Yukarıda verilenlerden hangisi okuma-yazma oranında artış olduğunun göstergesidir? A) I ve II B) I ve III C) II ve IV D) III ve IVÇÖZÜM Rönesans ve Reform hareketleri sonucunda okuma-yazma oranının artmasında, basılı kitap ve yayınların çoğalması ve laik eğitim sistemine geçilmesi etkili olmuştur.Doğru cevap "B"seçeneğidir.
60. AYDINLIĞA DOĞRU16. yüzyıl sonu 17. yüzyılda Rönesans ve Reform hareketleri ile birlikte aklın ve bilimin egemenliği ön plana çıktı. Bu durum felsefe, bilim ve teknolojide çok büyük gelişmelere yol açtı. Özgür düşüncenin gelişmesi insanların yaratıcılığını ve üretme gücünü artırdı. Böylece çok sayıda yeni buluş ve eser ortaya çıktı. İnsanlar doğayı rahatlıkla gözlemleme olanağı buldu. Bir çok aracın özellikle teleskobun, mikroskobun, termometrenin ve barometrenin icat edilmesi önceki çağlarda yapılan gözlem ve deneylerin kesinlik kazanmasını sağladı.
61. AYDINLIĞA DOĞRUBu dönemde Kopernik bugünkü güneş merkezli gök sistemini buldu. "Göksel Kürelerin Dönüşü" adlı yapıtında evrenin merkezinin dünya değil, güneş olduğunu ve dünyanın güneş etrafında döndüğünü anlatmıştır. Kilisenin bu düşüncesinden dolayı onu yargılayacağından korkmuş ve kitabını bir süre yayınlamamıştır. Ölümünden bölümler değiştirilerek yayınlanmıştır. Bu kitap astronomide, doğa bilimlerinde ve insan düşüncesinde çok derin etkiler yaratmış ve kendisinden sonra gelen Kepler ve Galileo gibi astronomi bilginlerine de örnek oluşturmuştur. Kepler ileriki yıllarda Kopernik sisteminin doğruluğunu bilimsel olarak ispatlamıştır.
62. DescartesKopernikGalileo ise fizik ve astronomi alanlarında önemli çalışmalar yapmıştır. Çok güçlü teleskoplar yaparak gök cisimlerini incelemiştir. Yıldızlar ve gezegenlere ilişkin gözlemlerini "Yıldızların Habercisi" adlı kitabında toplamıştır. Aydınlanma Çağında Fransız filozof ve matematikçi Descartes (Dekart)’dafikirleri ile büyük etki yaratmıştır. Bütün evrenin matematiksel olarak açıklanabileceğini ileri sürmüş, analitik geometriyi geliştirmiştir. Diğer bir Fransız matematikçisi olan Pascal da bir üçgenin iç açılarının toplamının iki dik açıya eşit olduğunu ispatlamıştır. Bu dönemde Newton ise yerçekimi yasasını bulmuştur.
63. NEWTON (1642 – 1727)Ünlü bir İngiliz matematikçisi, astronomi ve fizik bilimcisidir. Evrensel çekim yasası ve ışığın yapısı ile ilgili kanunları ile tanınmıştır. Newton gezegenlerin güneş çevresindeki hareketinden yola çıkarak bu durumu çekim kuvvetiyle açıklamıştır. Newton'a göre Yer'in çevresinde dolaşan Ay'ı yörüngesinde tutan kuvvet ile, atılan bir taşın yere düşmesini sağlayan kuvvet, aynı kuvvettir. Yani, evrensel çekim kuvvetidir. Newton'unçekim yasası şöyle ifade edilmiştir. İki kütle birbirini kütlelerin çarpımı ile doğru, aralarındaki uzaklığın karesi ile ters orantılı olarak çeker.Ne w ton ’ un AğacıBiliyor musunuz?Newton'unbaşına elma düşmesiyle yerçekimini keşfettiği yer, Cambridge'deki botanik bahçesinde bulunmaktadır.
64. Rasyonalizm 17. yüzyılda Orta Çağdaki yaklaşıma tamamen zıt bir düşünce akımı olan rasyonalizm (akılcılık) ön plana çıkmıştır. Rasyonalizm bilginin kaynağının akıl olduğunu, doğru bilginin ancak akıl ve düşünce ile elde edilebileceği tezini savunan felsefi yaklaşıma verilen isimdir. Dünya hakkındaki önemli olan bilginin sadece deney ötesi yöntemlerle elde edilebileceğini savunur. Bu görüşe göre kesin bilgi örneği matematiktir. Akılcı geleneğin batıdaki en önemli isimleri arasında Descartes, Spinoza ve Leibniz yer alır.

Views: 412 views